13 Mayıs 2010 Perşembe

Deniz Bey'e mektup...


Gidiyorsun sonunda. Böyle bitmesini, bu şekilde gitmeni istemezdim elbet. Keza giderken gösterdiğin sebepler hiç umurumda da değildi.  Önemli olan özel hayatında ne yaptığın değil, hepimiz adına neler yapmadığındı. Ve sen elindeki gücü yeterince iyi kullanamadığın için şuan da bu haldeyiz. Ayaklar baş olmuş. Başlar köşede sessiz...  Hepimizden sen sorumluydun. Kaç milyonuz farkında mısın? Kaç yüzbinlerdik Ankara’da Anıtkabir’de. Ve biz partini seçmiştik, partin de seni. Peki sen nerdeydin?

Keşke yapamadığını , olmadığını anladığında gitseydin. Bitseydi her şey. İnceldiği yerden kopsaydı. Yeni başlangıçlara çok önce kavuşsaydık.. Hem demezler mi ‘’Yeniden doğmak için önce ölmek gerekir’’ diye? İzin vermedin bir türlü yeniden doğmamıza. Atamdan bana kalan miras iktidardı. Hep de öyle olmalıydı. Sessiz sedasız muhalefet değil.

Demokrasinin temeli iktidar ve muhalefet değil midir? Muhalefetsiz iktidarlar görmeye mecbur bırakmasaydın keşke bizi. Hepimizi arkana takıp sürükleseydin. Biz Atamıza olan gönül bağımızla, sana ikna olmaya çoktan hazırdık bile. Ama keşkeler geri getirmiyor hiçbir şeyi. Atılan taşa , edilen söze , bir de gidene yapacak birşey yoktur derler. Sen de gittin. Ne olur geri dönme!

Bu şekilde gitmeni istemezdim. Şanınla git, gidince yokluğun hissedilsin isterdim. Ama olmadı. İstifa ettin sonunda, hemde çirkin olaylarla. Üzüldüm elbet ama ‘’Bu millet sensiz ne yapar?’’ diye de çok endişelenmedim açıkcası.. Biz bakarız başımızın çaresine. Genlerimizde liderlik var taa 29 Ekim 1923’den beri. Uğurlar olsun Deniz Bey. Sevgiyle kalın...

ÇocuktaYaparımSiyasetteBegüm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder